| SEVGİ Bir kadın evinden çıktı , evinin önünde beyaz, uzun sakalları olan 3 yaşlı adam gördü. Onlara:"Sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız. Lütfen evime buyurun ve bir şeyler yiyin." dedi. "Kocanız evde mi?", diye sordular."Hayır", dedi, kadın. "Dişarda." "O zaman giremeyiz", dediler. Akşamleyin kocası eve geldiğinde kadın olanları ona anlattı. Kocası:"Onlara eve geldiğimi söyle ve onları eve davet et", dedi. Kadın dışarı çıktı ve yaşlı adamları davet etti. "Biz bir eve hep beraber girmeyiz", dediler. Kadın: "Neden?" dedi. Yaslı adamlardan biri cevap verdi: "Onun adi 'Zenginliktir", dedi, arkadaşlarından birini göstererek. Ve bir diğerini göstererek "Onun da adi 'Basarı'dır, ve ben de 'Sevgiyim." Ve ekledi:"simdi esinle konuş ve hangimizi evinize davet edeceğinize karar verin", dedi.Kadın eve girdi ve olanları kocasana anlattı. Kocası çok sevindi. "Ne kadar harika", dedi. "Zenginliği davet edelim, gelsin ve evimize zenginlikle doldursun", dedi. Kadın:"Neden basariyi davet etmiyoruz? dedi. O sırada onları dinlemekte olan kızları: "Sevgiyi davet etsek daha iyi olmaz mi?", diye sordu."O zaman evimiz sevgiyle dolar." Adam: "Bence kızımızın tavsiyesine uyalım", dedi. "Dışarı çık ve Sevgiyi davet et, Sevgi bizim misafirimiz olsun", dedi. Kadın dışarı çıktı ve Sevgiyi seçtiklerini söyledi ve Sevgiyi evlerine davet etti. Sevgi kalktı ve eve doğru yürümeye başladı. Diğer iki arkadaşı da kalktı ve onu takip ettiler. Kadın büyük bir şaşkınlıkla: "Ben sadece Sevgiyi davet ettim, siz neden geliyorsunuz?" , diye sordu. Yaslı adam cevap verdi: "Eğer siz Zenginlik veya Basariyi davet etmiş olsaydınız, diğer ikimiz kalacaktık, ama siz beni (Sevgiyi) davet ettiğiniz için, Ben nereye gidersem, Basari ve Zenginlik de benimle gelir." Her nerede sevgi varsa, basari ve zenginlik de vardır. Bu hikayeyi sevdiğiniz herkesle paylaşarak, siz de Sevgiyi davet edin. |
26 Ekim 2007 Cuma
SEVGİ
21 Haziran 2007 Perşembe
| Derviş Kaşıkları... Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" "Bakın göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş; "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine, "Şimdi..." demiş ermiş, "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe." Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen, ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyrun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. "İşte" demiş ermiş, "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz şunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman..." |
4 Haziran 2007 Pazartesi
OSHO YAYINLARINDAN ERKEK DERGİSİNDEN BİR ALINTI
SANA ONURUNU VEREN, SANA SEVGİ VEREN, SANA ÖZGÜRLÜK VEREN, SENDE BİR ESARET YARATMAYAN VE SENİNLE HERHANGİ BİR SÖZLEŞME YAPMAYAN VE SENDEN KENDİSİNİN GÖLGESİ OLMANI İSTEMEYEN, SENİN KENDİN OLMANI İSTEYEN BİR EFENDİYLE KARŞILAŞMAK ÇOK ENDERDİR. ÖYLE BİR ADAM BULDUĞUN AN YAŞAMININ EN MUHTEŞEM ANI GELMİŞTİR. BUNU KAÇIRMA. TAKLİTÇİLER ÇOK FAZLA SAYIDADIR FAKAT HAKİKİ EFENDİLER SON DERECE AZDIR. SEVGİ İLE KALIN |
7 Mayıs 2007 Pazartesi
SEVMEKTEN VAZGEÇMEYİN
| DEĞERLİ ARKADAŞIM SERMİN ENGİNDEN GELEN YAZIYI BUGÜN SİZLERLE PAYLAŞMAKTAN MUTLULUK DUYUYORUM. SEVGİ İLE KALIN MURAT >Hintli bir adam suda bata cika ilerlemeye çalisan bir akrep görür. >Onu kurtarmaya karar verir ve parmagini uzatir ama akrep onu sokar. >Hintli tekrar akrebi sudan kurtarmaya calisir ama akrep onu tekrar sokar. >Yakinlardaki baska birisi ona, onu surekli sokmaya çalisan akrebi >kurtarmaya calismaktan vazgecmesini soyler. Ama Hintli adam şöyle der: >"Sokmak akrebin doğasinda vardır. Benim doğamda ise sevmek var. >Neden sokmak akrebin doğasinda var diye kendi doğamda olan sevmekten >vazgeceyim?" > > >Sevmekten vazgecmeyin. Iyiliginizden vazgecmeyin. >Etrafinizdaki insanlar sizi soksa da... |
5 Mayıs 2007 Cumartesi
GEÇ KALMAMANIZ DİLEĞİYLE TABİKİ SEVGİYE
| Dogan Cuceloglu' nun egitimindeki katilimcilarla bir konusmasindan: Dogan Cuceloglu: Arkadaslar, aranizda olumcul hastaligi olan var mi? Bir Katilimci: Allah'a sukur, hocam, bildigimiz kadari ile yok. Dogan Cuceloglu: Ne guzel! Peki, bana, istisnasiz tum insanlarin, yani alti milyar insanin da basina gelecegi garanti bir sey soyler misiniz? Cevap neredeyse otomatik olarak cikar: Olum. Dogan Cuceloglu: Gercekten de olum tum insanlarin basina gelecegi kacinilmaz olan tek seydir. Dogum da tum insanlarin basina kesinlikle gelmistir, ama bundan sonra basa gelmesi kesin olan tek sey olumdur. Diger hic biri insanlarin tumunun basina gelmeyecektir. Peki, madem olecegimiz garanti, bu benim olumcul bir hastaligim oldugunu gostermez mi? Katilimcilar burada sessizce, baslariyla onaylamaya baslar. Olecegim belli ise benim olumcul bir hastaligim oldugu da aciktir... Dogan Cuceloglu: Peki, ne zaman olecegimizi biliyor muyuz? Katilimcilar: Hayir Dogan Cuceloglu: Bu saniye icinde olma olasiligi var mi? Bir Katilimci: Var. Dogan Cuceloglu: Yarin? Bir Katilimci: Evet. Dogan Cuceloglu: 30 yil sonra? Bir Katilimci: Olabilir. Dogan Cuceloglu:Peki bunlardan hangisinin sizin basiniza gelecegini biliyor musunuz? Mesela bu aksam eve sag salim varacaginizi nereden biliyorsunuz? Sinif sessizce dinlemeye devam eder. Cunku genellikle yasama boyle bakmamislardir. Dogan Cuceloglu: Peki bir de tersini dusunelim, bu aksam eve dondugunuzde, bu sabah evden cikarken sag salim biraktiklarinizi sag bulma garantiniz nedir? Var midir boyle bir garanti? Bir Katilimci: Yoktur Hocam. Dogan Cuceloglu: Peki nereden biliyoruz az sonra telefonumuzun calmayacagini ve evdekilerden birinin az once oldugunun bize soylenmeyecegini? Katilimcilar burada rahatsiz olmaya baslarlar. Bir Katilimci: Hocam konuyu degistirsek? Dogan Cuceloglu: Ama en yalin ve acik gercek uzerine konusuyoruz, biraz daha devam edelim bence. Peki, acaba bunu dun gece bilseydiniz, yani evde aksam birlikte oldugunuz kisilerden birinin yarin olum gunu oldugunu bilseydiniz, o zamani ayni dun gece oldugu bicimde mi gecirirdiniz? Yoksa farkli seyler mi yapardiniz? Bir Katilimci: Kesinlikle cok farkli gecerdi Hocam. Dogan Cuceloglu: Simdi sizden rica ediyorum, lutfen bir an arkaniza yaslanin, gozlerinizi kapatin ve bu sabah evden cikarken evde biraktiklarinizdan birinin gercekten olecegini dusunun, dun aksaminizi nasil gecirirdiniz? Ayni iletisim mi olurdu? Onunla ayni konulari mi konusurdunuz? Ayni konular, tartisma ya da gerginlik konusu yaratir miydi ? Yoksa onemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden cikarken, bu son gorusunuzde ona ne derdiniz? Onun boynuna sarilmakta tereddut eder miydiniz? Cok siki sarilmaya mi, aynaya mi vakit ayirirdiniz? Ona, yureginizin taa derininden gelen bir "seni gercekten cok seviyorum" demeye ne gerek var diye dusunur muydunuz? Onun olecek olmasi sizin ona duydugunuz sevgiyi yogunlastirmaz miydi? Burada bazi katilimcilar agliyordur. Belli ki dun aksam yaptiklarindan bir kisminin ne kadar anlamsiz oldugunu simdi fark etmislerdir. Dogan Cuceloglu: Simdi gozlerinizi acabilirsiniz, acaba kac tartismamizi bu kadar gereksiz bicimlerde yapiyoruz, Kaci gercekten yasamda karsimizdakinin varligindan daha onemli, hangilerinde "simdi kalbini kirdim, ama zaman icinde ben ondan ozur dilemesini bilirim?" diye kendi kabugumuza cekilip tartismalari donduruyoruz. Yarattigimiz kirginliklari tamir etme olanagimiz gercekten var mi? Buna zamanimiz gercekten kaldi mi? "Ister cesmelerden dokul, Ister goklerden yag, Ister nehirler dolusu AK, Dibi olmayan bir kovayi dolduramazsin. " |
4 Mayıs 2007 Cuma
SEVGİYE SAHİP OLMAK
| Sevgiye sahip olmakSwami Vivekananda(Ceviri: Lale Kulahli)Bir keresinde bana cok yakin bir arkadasim olmustuBir yuzme havuzunun kenarinda otururken avuclarindan birisini birazsu ile doldurdu ve bana uzatip sunu soyledi:"Elimde tuttugum bu suyu goruyor musun? Bu "sevgi"yi sembolize ediyor.Ben bunu soyle goruyorum: Elini ozenle acik tutar ve suyun(yani sevginin)orada kalmasina izin verirsen, her zaman orada kalacak. Ancak,parmaklarini kapamaya kalkar ve sahip olmaya calisirsan buldugu ilkaraliktan akacak.Insanlarin sevgi ile karsilastiklarinda yaptiklari en buyuk hata bu. Bunasahip olmaya calisirlar, talep ederler, beklerler ve aynen elinizikapadiginizda elinizden dokulen su gibi sevgi, ask da sizden kacar. Cunkusevgi ozgur olmalidir, onun dogasini degistiremezsiniz. Eger sevdiginizinsanlar varsa, onlarin ozgurbirer varlik olmalarina izin verin.Verin ama beklentiye girmeyin.Tavsiyede bulunun ama emretmeyin.Verir misin deyin ama hic bir zaman talep etmeyin.Kulaga kolay gelebilir ama bu, gercekten anlayabilmek icin bir omuristeyebilecek bir derstir. Bu, gercek sevginin sirridir. Gerceten ogrenmekicin sevdiklerinizden ictenlikle birsey beklememeli ama onlara kosulsuzcaozen gostermelisiniz."Hayat aldigimiz nefes sayisi ile degil, nefesimizi kesen anlarla olculur.Yasayin!Swami Vivekananda(Ceviri: Lale Kulahli)Sevgiyle,Lale KulahliSifa CemberiEgt.&Dan.Merkezi |
3 Mayıs 2007 Perşembe
Melek terapileri
| Merve arkadaşımın yolladığı çok güzel bir meditasyon tarafımdan denenmiş ve başarılı olunmuştur. ihtiyacı olanlara ki hepimizin olmakta kullanmanız dileğimle . sevgi ile kalın MuratKoruyucu melekleriniz ve melek aleminin diğer üyeleri sizden negatif ve korku dolu düşünmenin etkilerini dalıvermeye yardım etmekten mutlular. Her şeyden çok, meleklerin amacı bilinçliliğimizi Tanrı’nın sevgisinin kavrayışına getirmektir. Böylece, sevginin farkındalığını bloke eden herhangi bir şeyin kalıntısını temizleyip uzaklaştırmamıza yardım etmek onlar için büyük zevktir.Her zaman etrafınızda melekler var, nonstop ve garanti. Daha önce yapmış olduğunun, söylemiş olduğunuz ve ya düşünmüş olduğunuz herhangi bir şeye rağmen melekler sizi koşulsuz severler. Bunun istisnası yoktur ve siz bu paragrafı okurken, tam şimdi melekleriniz yanınızda. Korkunun etkilerini temizlemekte, melekler ile çalışmanın bazı güçlü yolları aşağıda veriliyor : MELEK KOVALARI Bu, yaşamın meydan okumaları ile ilgili üzüntü duyduğunuz herhangi bir zamanda kullanılacak mükemmel bir meditasyondur. Derin nefesler alıp vererek başlayın. Zihin gözünüzde, meleklerin önünüze büyük bir kova koyduğunu vizüalize edin. Melekler kovanın yanında duruyorlar ve sizin canınızı sıkan her şeyi kovanın içine koymanızı istiyorlar.Kendinizi, para, kariyer, yuvanız, veya sahip olduklarınız ile ilgili üzüntüleri kovaya koyarken görün ve hissedin. Sonra, bedeniniz veya sağlığınız ile ilgili endişelerinizi kovaya koyun. Sonra, herhangi birisi ile anlaşmazlıklarınızı kovaya koyun.Şimdi, herhangi bir ilişkide sahip olduğunuz incinme hislerini kovaya koyun. Sonra, suçluluk veya kendini – suçlamayı kovaya koyun. Hedefleriniz, amaçlarınız ile ilgili sahip olabileceğiniz korkuları da kovaya koyun. Başarısızlık veya başarı korkusunu kovaya koyun.Sonra, gelecek ile ilgili sahip olabileceğiniz korkuları kovaya koyun. Organize dinlerin üyelerine karşı sahip olabileceğiniz herhangi incinme hislerini veya öfkeyi kovaya koyun. Sonra, Tanrı’ya karşı hissedebileceğiniz direnci kovaya koyun. Eğer sizi sıkan başka bir şeyler varsa, onları da şimdi kovaya koyun. Geride hiçbir şey kalmasın. Hepsini şimdi kovaya doldurun. Bedeninizin ve ruhunuzun ne kadar hafiflediğine dikkat edin.Melekler size gülümserken, kovayı alıp uzaklaştırırken onları izleyin. Tüm üzüntülerinizi, tüm yaratıcılığınızın ve sonsuz zekanın İlahi kaynağına götürüyorlar.Burada, tüm zorluklarınız mükemmel şekilde çözülüyor. Her şey kazan – kazan şeklinde çözülüyor ve mükemmel çözümleri kolayca ve uyumlu bir şekilde alıyorsunuz. Bu yardım için Tanrı’ya ve meleklere teşekkür ediyoruz. Şimdi bunu hak ettiğimizi bilerek, onların yardımını kabul ediyoruz. Ayrıca, kendimizi iyileştirirken, dünyayı da iyileştirdiğimizi biliyoruz. |
2 Mayıs 2007 Çarşamba
OLUMLU SÖZCÜKLER ETKİLİ SONUÇLAR
DEĞERLİ ÖĞRETMENLER VE KİŞİSEL GELİŞİMİ HAYAT TARZI BENİMSEMİŞ ARKADAŞLAR, YAZARIMIZ HAL URBAN KİTABINDA ÖRNEKLERLE AÇIKLAMIŞ YARARLANACAĞINIZI ÜMİT EDEREK SİZLERE ÖNERİYORUM, KİTAPTAN BİR ŞİİRLE YAZIMI SONLANDIRIYORUM.
SEVGİ İLE KALIN
MURAT
SÖZCÜKLERİN GÜCÜ
ÖZENSİZ BİR SÖZ DÖNÜŞEBİLİR KAVGANIN KIVILCIMINA
ACIMASIZ BİR SÖZ SÜRÜKLEYEBİLİR BİR ÖMRÜ UÇURUMA
ACI BİR SÖZ AŞILAYABİLİR NEFRETİN ZEHİRİNİ
KABA BİR SÖZ İSE VURUP ÖLDÜREBİLİR BEDENİNİ
İNCE BİR SÖZ KALDIRABİLİR YOLDAKİ TAŞLARI
NEŞE DOLU BİR SÖZ BELKİ GÜNÜN TEK AYDINLIĞI
YERİNDE BİR SÖZ KURUTABİLİR YÜREĞİNDEKİ SIKINTI KUYUSUNU
SEVGİ DOLU BİR SÖZ İSE ŞİFA İLE KUTSAYABİLİR RUHUNU
ANONİM
NOT. KİTABIMIZIN İSMİ YAZIMIN BAŞLIĞI.
SEVGİ İLE KALIN
MURAT
SÖZCÜKLERİN GÜCÜ
ÖZENSİZ BİR SÖZ DÖNÜŞEBİLİR KAVGANIN KIVILCIMINA
ACIMASIZ BİR SÖZ SÜRÜKLEYEBİLİR BİR ÖMRÜ UÇURUMA
ACI BİR SÖZ AŞILAYABİLİR NEFRETİN ZEHİRİNİ
KABA BİR SÖZ İSE VURUP ÖLDÜREBİLİR BEDENİNİ
İNCE BİR SÖZ KALDIRABİLİR YOLDAKİ TAŞLARI
NEŞE DOLU BİR SÖZ BELKİ GÜNÜN TEK AYDINLIĞI
YERİNDE BİR SÖZ KURUTABİLİR YÜREĞİNDEKİ SIKINTI KUYUSUNU
SEVGİ DOLU BİR SÖZ İSE ŞİFA İLE KUTSAYABİLİR RUHUNU
ANONİM
NOT. KİTABIMIZIN İSMİ YAZIMIN BAŞLIĞI.
1 Mayıs 2007 Salı
SİZİNDE ŞARKINIZ VARMI?
| BİR AFRİKA KABİLESİNDE ; HAMİLE KALAN KADINLAR, ARKADAŞLARINI TOPLAYIP DOĞAYA GİDER, DOĞACAK ÇOCUĞUN ŞARKISINI DUYANA DEK MEDİTASYON YAPIP DUA EDERLER. BU KABİLEYE GÖRE, HER RUHUN KENDİNE ÖZ, SES VİBRASYONLARI VARDIR.KADINLAR BU SESLERE KULAK VERDİKLERİNDE, HEP BİRLİKTE YÜKSEK SESLE SESLENDİRİRLER. SONRA DA KABİLEYE DÖNÜP ŞARKIYI HERKESE ÖĞRETİRLER. ÇOÇUK DOĞDUĞUNDA, TÜM KABİLE TOPLANARAK ONA ŞARKISINI SÖYLER. ÇOCUĞUN SONRAKİ ÖNEMLİ DÖNEMLERİNDE, AYNI ŞARKI OKUNUR. ÖLÜM DÖŞEĞİNDE DE AYNI ŞARKI SÖYLENİR. BİR İNSAN KABUL EDİLMEZ BİR CÜRÜM İŞLEDİĞİNDE, KABİLE TOPLANIR VE ONA ŞARKISINI SÖYLER. ÇÜNKÜ ANTİ SOSYAL DAVRANIŞLAR CEZA İLE DÜZELTİLEMEZ; SEVGİYLE VE KİMLİĞİN HATIRLATILMASIYLA ÇÖZÜLEBİLİR. KENDİ ŞARKINI DUYDUĞUN ZAMAN , BİR BAŞKASINA ZARAR VERECEK DAVRANIŞLARDA BULUNMA İSTEĞİNE İHTİYAÇ KALMAZ. ASLINDA HEPİMİZİN İÇİNDE BİR ŞARKI OLDUĞUNU BİLİRİZ VE SEVDİKLERİMİZİN ZOR ZAMANLARINDA BUNU FARKETMELERİNİ VE BİZE SÖYLEMEYE YARDIMCI OLMALARINI ARZU EDERİZ. GERÇEK DOST, BİZİM ŞARKIMIZI DUYAN VE İHTİYACIMIZ OLDUĞUNDA BİZE TEKRARLAYANDIR. HEP ŞARKINIZI HATIRLAYACAK BİRİ OLMASI DİLEĞİMLE. EVET BU GÜZEL YAZIYI BANA YOLLAYAN DEĞERLİ ARKADAŞIM SELÇUK BEYE SEVGİLERİMİ YOLLUYORUM. HEPİNİZ SEVGİ İLE KALIN MURAT |
29 Nisan 2007 Pazar
DEĞERLİ EĞİTİCİLER VE ANNE BABALAR
Bugünden itibaren sevgi adına değer bulduğum kitap ve yazıları sizlere bu köşeden bildirmeyi düşünüyorum.
Bu haftaki kitabımız AİLE BİLGELİĞİ yazarımız ROBIN SHARMA eğitimle uğraşıyorsanız ve anne , baba, anneanne, babaanne olarak çocuklarımıza faydalı olmak için okumanızda fayda olacağı kanısındayım, kitaptaki bence çok önemli sözler içeren bir şiirle bugünkü tanıtımıma son veriyorum.
sevgi ile kalın
ÜZERİNDE MİNİK GÖZLER VAR
VE GECE GÜNDÜZ İZLİYORLAR.
MİNİK MİNİK KULAKLAR VAR,
HER KELİMENİ HIZLA KAPIYORLAR.
MİNİK ELLER VAR,
HER YAPTIĞINI YAPMAYA HEVESLİ;
VE MİNİK BİR ÇOCUK VAR
SENİN GİBİ OLACAĞI GÜNÜ HAYAL EDEN.
MİNİK ADAMIN İLAHI SENSİN;
SEN BİLGELERİN BİLGESİSİN.
ONUN MİNİK ZİHNİNDE SENİNLE İLGİLİ ŞÜPHE YOKTUR.
SANA İÇTEN İNANIR,
SÖYLEDİKLERİNE TUTUNUR VE YAPAR;
O DA SÖYLEYECEK VE YAPACAK
BÜYÜYÜPTE SENİN GİBİ OLUNCA.
GÖZLERİNİ KOCAMAN AÇMIŞ MİNİK BİR ÇOCUK VAR
SENİN HEP DOĞRU OLDUĞUNA İNANAN;
VE GÖZLERİ HEP AÇIKTIR,
VE GECE GÜNDÜZ İZLER.
SEN ONA ÖRNEK OLURSUN
HERGÜN HER YAPTIĞINLA,
ÇÜNKÜ O MİNİK ÇOCUK BÜYÜYÜP
SENİN GİBİ OLMAYI BEKLER.
ANONİM
Bu haftaki kitabımız AİLE BİLGELİĞİ yazarımız ROBIN SHARMA eğitimle uğraşıyorsanız ve anne , baba, anneanne, babaanne olarak çocuklarımıza faydalı olmak için okumanızda fayda olacağı kanısındayım, kitaptaki bence çok önemli sözler içeren bir şiirle bugünkü tanıtımıma son veriyorum.
sevgi ile kalın
ÜZERİNDE MİNİK GÖZLER VAR
VE GECE GÜNDÜZ İZLİYORLAR.
MİNİK MİNİK KULAKLAR VAR,
HER KELİMENİ HIZLA KAPIYORLAR.
MİNİK ELLER VAR,
HER YAPTIĞINI YAPMAYA HEVESLİ;
VE MİNİK BİR ÇOCUK VAR
SENİN GİBİ OLACAĞI GÜNÜ HAYAL EDEN.
MİNİK ADAMIN İLAHI SENSİN;
SEN BİLGELERİN BİLGESİSİN.
ONUN MİNİK ZİHNİNDE SENİNLE İLGİLİ ŞÜPHE YOKTUR.
SANA İÇTEN İNANIR,
SÖYLEDİKLERİNE TUTUNUR VE YAPAR;
O DA SÖYLEYECEK VE YAPACAK
BÜYÜYÜPTE SENİN GİBİ OLUNCA.
GÖZLERİNİ KOCAMAN AÇMIŞ MİNİK BİR ÇOCUK VAR
SENİN HEP DOĞRU OLDUĞUNA İNANAN;
VE GÖZLERİ HEP AÇIKTIR,
VE GECE GÜNDÜZ İZLER.
SEN ONA ÖRNEK OLURSUN
HERGÜN HER YAPTIĞINLA,
ÇÜNKÜ O MİNİK ÇOCUK BÜYÜYÜP
SENİN GİBİ OLMAYI BEKLER.
ANONİM
26 Nisan 2007 Perşembe
sevgi vadisi
| SEVGİ VADİSİ Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde çok uzak ülkelerin birinde, çiçekler ve yeşillikler içinde, sanki cennetten akıp gelen ırmakların çevrelediği topraklar üzerinde, evleri ve yolları da yürekleri gibi kapkara olan, birbirine düşman iki köy varmış. İlk köyümüzde yaşayan insanlar kıskanç, gururlu, hoşgörüsüz ve de çok inatçıymış. İkinci köyde yaşayanlar da birinci köyde yaşayanlardan pek farklı değilmiş. Hiç kimse diğerinin iyiliğini istemez, komşusunun veya bir yakınının başına bir felaket gelse yardım etmezmiş. İşte bu özellikleri kalplerini kapkara ettiği için, evlerini, dükkanlarını, yollarını, okullarını bile siyaha boyamışlar. Yüksek dağlardan yemyeşil vadiyi izlemek isteyenler, kara birer leke gibi tüm vadinin güzelliğini gölgeleyen bu köyleri görünce hayretler içinde kalırlarmış. Günler günleri, yıllar yılları kovalamış. Her iki köyde yaşayanlar sürekli birbirlerine kin beslemeye, para, mal, toprak kavgası yapmaya devam ederlerken çok ilginç bir olay yaşanmış. Birdenbire köydeki evlerden birinin örümcek ağları ile bezeli penceresinden bir ışık adeta köyü aydınlatmış. Bu parıltıyı görenler yardım etmeye gitmek bir tarafa, o evde üç ay önce kocası öldüğü için yalnız yaşayan fakir ve kimsesiz kadının evde yangın çıkardığını düşünerek kalan malları nasıl paylaşacaklarının kavgasını yapmaya başlamışlar. Oysa evde yangın çıkmamış veya patlama olmamış, o kimsesiz fakir kadın tek başına dünyalar güzeli bir kız dünyaya getirmişti. Ne gariptir ki; bebek dünyaya gözlerini açar açmaz sanki ilahi bir ışık önce evi, sonra köyü sonra da o koskoca vadiyi sarmıştı. Ne var ki; köylüler bu olayı yine kötü yorumlayıp, gariban kadını büyücülükle suçlamışlar ve köyden zorla göç etmeye zorlamışlardı. Çaresiz kadın yanına birkaç eşyasını ve bebeğini alarak diğer köyün yolunu tuttu. Sığınabileceği başka bir yer yoktu. Ömrü boyunca bırakın vadinin dışına çıkmayı, köyünden bile dışarıya çıkmamıştı. Zorlu bir yolculuktan sonra köye varan kadının hikayesi ne yazık ki kendisinden önce ulaşmıştı buraya. Köylüler kadını daha görür görmez yardım etmek yerine taşlarla sopalarla kovalamaya başladı. Umudu bir kez daha tükenen kadın çaresizlik içinde vadinin yüksek tepelerinden birinde bulunan ıssız bir mağaraya sığındı. Zorlu şartlara rağmen bebeği onu hayata bağlıyordu. O buz gibi uzun gecelerde bebeğine baktıkça içi ısınıyor, kendi çocukluğunu hatırlıyordu. Etrafındaki insanların etkisi ile taşlanan yüreği hızla erimeye, sevgi ile dolmaya başlamıştı. Artık bambaşka birisi olmuştu. Günler geçtikçe bebeği büyüyordu. Ona okuma yazmayı öğretti önce. Daha sonra da diğer insanlar gibi olmaması için sevmeyi, saymayı öğretti çocuğuna. Bir bahar sabahında vadinin yüksek tepesinde gezerlerken dev gibi bir kayayı fark ettiler. Kaya o kadar büyük olmasına rağmen daha önce dikkatlerini çekmemişti. Çünkü kayanın altı önceden bu kadar oyuk değildi. Dağlardan akıp gelen kar suları kayanın altını tamamen oymuştu. Çocuk bile hafifçe itekleyecek olsa kaya yerinden kopup iki köyü de yerle bir edecekti. Kadın köylülerin kendisine yaptıklarını hiçe sayarak çabalamaya başlamıştı. Ne de olsa orada yaşayanlar insandı ve hemen hepsini tanıyordu. Aklına ilk gelen köylere haber vermekti; ama her iki köye birden nasıl yetişecekti. Bir telaş içinde kadın bir köye, çocuk diğer köye koşarak durumu anlattı köylülere. Köylüler ellerine kazma kürek ne geçirdiyse koşup geldi kayanın yanına. İki köyün insanları da önceden olanları unutarak elbirliği içinde kayanın altını doldurdular. Artık kaya köylerini tehdit etmiyordu. Bir zamanlar köylerinden attıkları bu kadın ve çocuğu hayatlarını kurtarmıştı ve daha önemlisi yardımlaşmanın farkına varmışlardı. Öyle ya, yardımlaşmasalardı her şey daha farklı olacaktı. Orada bir karar verdiler. Geçmişi tamamen unutacak, sevgi ve saygı içinde yardımlaşarak yaşayacaklardı. Bu karar orada yaşayanların tüm hayatını değiştirmişti. Kalpleri sevgi ile dolan insanlar bir zamanlar siyaha boyadıkları evlerini artık rengarenk boyamaya başlamışlardı. Etrafları renklendikçe güzelliklerin daha da çok farkına varmaya başladılar. Kimsesiz kadının evini de elbirliği içinde tamir ederek geçmişte yaptıkları hatayı affettirdiler. Vadinin ismi de artık “Sevgi Vadisi” olmuştu. Vadiyi izleyenler doyumsuz güzelliğin yanında rengarenk evleri görünce adeta büyüleniyorlardı. Kadın ve çocuğu vadinin kaderini değiştirdiklerinin farkına bile varmadan uzun yıllar mutlu bir şekilde yaşayıp gittiler. Onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine. Cansu Alp 6/A 1433 Irmak okullarının düzenlediği Dünya çocuklarından masallar küçük kalemler yarışması sırasında tanıdığım gönlü sevginin gücünün farkında olan CANSU ALP in izniyle masalını sitemde yayınlamaktan son derece mutluyum, seni tanıdığımada çok sevindim, gönlünde sevgi hiç eksik olmasın. Sevgi ile kal Murat Güldoğan |
25 Nisan 2007 Çarşamba
KIRLANGICIN AŞKI
| Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Pencerenin önüne konmuş, >bütün cesaretini toplamış, güzel tüylerini kabartmış, güzel >durduğuna ikna olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş. Tık... >Tık...Tık... >Adam cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle uğrayormuş. Meşgulüm! >Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç! Heyecanlı kırlangıç, >herşeyi göze alarak, deriiin bir nefes almış ve şirin gagasından, sözcükler dökülmeye başlamış. >"Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım." >Adam birden parlamış: "Yok daha neler? Durduk yerde sen de nerden çıktın >şimdi? Olmaz, alamam?" demiş. Gerekçesi de pek sersemceymiş: Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu? >Kırlangıç üzülmüş... Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar >pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş: "Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam! " >Adam kararlı, adam ısrarlı: "Yok, yok ben seni içeri alamam" demiş. >Biraz da kaba mıyşım, neymiş lafı kısa kesmiş. "işim gücüm var, git başımdan." >Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine >gelmiş: "Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. >Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü ben ancak >sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, >bak hem sen de yalnızsın yalnızlığını paylaşırım" demiş. > >BAZILARI GERÇEKLERİ DUYMAYI SEVMEZMİŞ! Adam bu yalnzlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş: "Ben yalnızlığımdan memnunum",demiş. >Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarsızlkla çıkınca, banane demiş çekip gitmiş.>Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine >itiraf etmiş: "Hay benim akılsız başım"; demiş. "Ne kadar aptallık ettim! >Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. >Niye onun teklifini kabul etmedim ki? şimdi böyle kös kös yapayalnız oturacağıma, >keyifli vakit geçirirdik birlikte" demiş kendi kendine. Pişman olmuş >olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı >ihmal etmemiş: "Sıcaklar başlayınca, beni seven kırlangıcım nasıl olsa >yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat süreriz." Ve çok >uzunca bir süre, sıcaklarn gelmesini beklemiş. Gözleri hep penceredeymiş. Yaz gelmiş, >başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onu seven kırlangıç hiç gelmemiş. >Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! >Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. >Sonunda bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş. Olanları anlatmış. >Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki: "KIRLANGIÇLARIN ÖMRÜ 6 AYDIR...." > >HAYATTA BAZI FIRSATLAR VARDIR, SADECE BİR KEZ ELiNiZE GEÇER VE >DEĞERLENDİRMEZSENİZ UÇUP GİDER! HAYATTA BAZI İNSANLAR VARDIR, SADECE >BiR KEZ KARŞINIZA ÇIKAR; DEĞERİNİ BİLMEZSENİZ KAÇIP GİDERLER! VE ASLA GERİ DÖNMEZLER! >Dikkatli olun... Farkında olun... Ve bir düşünün bakalım; Acaba siz >bugüne >kadar pencerenizden kaç kırlangıç >kovaladınız....? |
700 YILLIK ALTIN ÖĞÜT
| Aşağıda ünlü İslam Alimi, Şeyh Edeb-Ali'nin verdiği öğütleri anlatan bir yazı. Çok hoşuma gitti. Neredeyse 700 yıl önce söylenmiş ama hiç mi hiç eskimemiş. Tüm zamanlar için geçerli."Oğul insanlar vardır şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın, ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin...Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler ancak senin fazilet erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çölleredönersin. Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma. Gördün söyleme, bildin bilme.Sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz.Üç kişiye acı:* Cahiller arasındaki alime,* Zenginken fakir düşene,* Hatırlı iken itibarını kaybedene.Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklı olduğunda mücadeleden korkma."Bilesin ki atın iyisine DORU,""Yiğidin iyisine DELİ derler." |
24 Nisan 2007 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)