26 Ekim 2007 Cuma

SEVGİ

SEVGİ Bir kadın evinden çıktı , evinin önünde beyaz, uzun sakalları olan 3 yaşlı adam gördü. Onlara:"Sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız. Lütfen evime buyurun ve bir şeyler yiyin." dedi.
"Kocanız evde mi?", diye sordular."Hayır", dedi, kadın. "Dişarda."
"O zaman giremeyiz", dediler.
Akşamleyin kocası eve geldiğinde kadın olanları ona anlattı.
Kocası:"Onlara eve geldiğimi söyle ve onları eve davet et", dedi.
Kadın dışarı çıktı ve yaşlı adamları davet etti.
"Biz bir eve hep beraber girmeyiz", dediler.
Kadın: "Neden?" dedi. Yaslı adamlardan biri cevap verdi:
"Onun adi 'Zenginliktir", dedi, arkadaşlarından birini göstererek.
Ve bir diğerini göstererek "Onun da adi 'Basarı'dır, ve ben de 'Sevgiyim."
Ve ekledi:"simdi esinle konuş ve hangimizi evinize davet edeceğinize karar verin", dedi.Kadın eve girdi ve olanları kocasana anlattı. Kocası çok sevindi.
"Ne kadar harika", dedi. "Zenginliği davet edelim, gelsin ve evimize zenginlikle doldursun", dedi.
Kadın:"Neden basariyi davet etmiyoruz? dedi.
O sırada onları dinlemekte olan kızları: "Sevgiyi davet etsek daha iyi olmaz mi?", diye sordu."O zaman evimiz sevgiyle dolar."
Adam: "Bence kızımızın tavsiyesine uyalım", dedi. "Dışarı çık ve Sevgiyi davet et, Sevgi bizim misafirimiz olsun", dedi. Kadın dışarı çıktı ve Sevgiyi seçtiklerini söyledi ve Sevgiyi evlerine davet etti. Sevgi kalktı ve eve doğru yürümeye başladı. Diğer iki arkadaşı da kalktı ve onu takip ettiler. Kadın büyük bir şaşkınlıkla:
"Ben sadece Sevgiyi davet ettim, siz neden geliyorsunuz?" , diye sordu. Yaslı adam cevap verdi:
"Eğer siz Zenginlik veya Basariyi davet etmiş olsaydınız, diğer ikimiz kalacaktık, ama siz beni (Sevgiyi) davet ettiğiniz için, Ben nereye gidersem, Basari ve Zenginlik de benimle gelir." Her nerede sevgi varsa, basari ve zenginlik de vardır. Bu hikayeyi sevdiğiniz herkesle paylaşarak, siz de Sevgiyi davet edin.

21 Haziran 2007 Perşembe

Derviş Kaşıkları...

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" "Bakın göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş; "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine, "Şimdi..." demiş ermiş, "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe." Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen, ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyrun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. "İşte" demiş ermiş, "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz şunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman..."

04 Haziran 2007 Pazartesi

OSHO YAYINLARINDAN ERKEK DERGİSİNDEN BİR ALINTI


SANA ONURUNU VEREN, SANA SEVGİ VEREN, SANA ÖZGÜRLÜK VEREN, SENDE BİR ESARET YARATMAYAN VE SENİNLE HERHANGİ BİR SÖZLEŞME YAPMAYAN VE SENDEN KENDİSİNİN GÖLGESİ OLMANI İSTEMEYEN, SENİN KENDİN OLMANI İSTEYEN BİR EFENDİYLE KARŞILAŞMAK ÇOK ENDERDİR. ÖYLE BİR ADAM BULDUĞUN AN YAŞAMININ EN MUHTEŞEM ANI GELMİŞTİR. BUNU KAÇIRMA. TAKLİTÇİLER ÇOK FAZLA SAYIDADIR FAKAT HAKİKİ EFENDİLER SON DERECE AZDIR.

SEVGİ İLE KALIN

07 Mayıs 2007 Pazartesi

SEVMEKTEN VAZGEÇMEYİN

DEĞERLİ ARKADAŞIM SERMİN ENGİNDEN GELEN YAZIYI BUGÜN SİZLERLE PAYLAŞMAKTAN MUTLULUK DUYUYORUM.

SEVGİ İLE KALIN
MURAT


>Hintli bir adam suda bata cika ilerlemeye çalisan bir akrep görür.
>Onu kurtarmaya karar verir ve parmagini uzatir ama akrep onu sokar.
>Hintli tekrar akrebi sudan kurtarmaya calisir ama akrep onu tekrar sokar.
>Yakinlardaki baska birisi ona, onu surekli sokmaya çalisan akrebi
>kurtarmaya calismaktan vazgecmesini soyler. Ama Hintli adam şöyle der:
>"Sokmak akrebin doğasinda vardır. Benim doğamda ise sevmek var.
>Neden sokmak akrebin doğasinda var diye kendi doğamda olan sevmekten
>vazgeceyim?"
>
>
>Sevmekten vazgecmeyin. Iyiliginizden vazgecmeyin.
>Etrafinizdaki insanlar sizi soksa da...

05 Mayıs 2007 Cumartesi

GEÇ KALMAMANIZ DİLEĞİYLE TABİKİ SEVGİYE

Dogan Cuceloglu' nun egitimindeki katilimcilarla bir konusmasindan: Dogan Cuceloglu: Arkadaslar, aranizda olumcul hastaligi olan var mi? Bir Katilimci: Allah'a sukur, hocam, bildigimiz kadari ile yok. Dogan Cuceloglu: Ne guzel! Peki, bana, istisnasiz tum insanlarin, yani alti milyar insanin da basina gelecegi garanti bir sey soyler misiniz? Cevap neredeyse otomatik olarak cikar: Olum. Dogan Cuceloglu: Gercekten de olum tum insanlarin basina gelecegi kacinilmaz olan tek seydir. Dogum da tum insanlarin basina kesinlikle gelmistir, ama bundan sonra basa gelmesi kesin olan tek sey olumdur. Diger hic biri insanlarin tumunun basina gelmeyecektir. Peki, madem olecegimiz garanti, bu benim olumcul bir hastaligim oldugunu gostermez mi? Katilimcilar burada sessizce, baslariyla onaylamaya baslar. Olecegim belli ise benim olumcul bir hastaligim oldugu da aciktir... Dogan Cuceloglu: Peki, ne zaman olecegimizi biliyor muyuz? Katilimcilar: Hayir Dogan Cuceloglu: Bu saniye icinde olma olasiligi var mi? Bir Katilimci: Var. Dogan Cuceloglu: Yarin? Bir Katilimci: Evet. Dogan Cuceloglu: 30 yil sonra? Bir Katilimci: Olabilir. Dogan Cuceloglu:Peki bunlardan hangisinin sizin basiniza gelecegini biliyor musunuz? Mesela bu aksam eve sag salim varacaginizi nereden biliyorsunuz? Sinif sessizce dinlemeye devam eder. Cunku genellikle yasama boyle bakmamislardir. Dogan Cuceloglu: Peki bir de tersini dusunelim, bu aksam eve dondugunuzde, bu sabah evden cikarken sag salim biraktiklarinizi sag bulma garantiniz nedir? Var midir boyle bir garanti? Bir Katilimci: Yoktur Hocam. Dogan Cuceloglu: Peki nereden biliyoruz az sonra telefonumuzun calmayacagini ve evdekilerden birinin az once oldugunun bize soylenmeyecegini? Katilimcilar burada rahatsiz olmaya baslarlar. Bir Katilimci: Hocam konuyu degistirsek? Dogan Cuceloglu: Ama en yalin ve acik gercek uzerine konusuyoruz, biraz daha devam edelim bence. Peki, acaba bunu dun gece bilseydiniz, yani evde aksam birlikte oldugunuz kisilerden birinin yarin olum gunu oldugunu bilseydiniz, o zamani ayni dun gece oldugu bicimde mi gecirirdiniz? Yoksa farkli seyler mi yapardiniz? Bir Katilimci: Kesinlikle cok farkli gecerdi Hocam. Dogan Cuceloglu: Simdi sizden rica ediyorum, lutfen bir an arkaniza yaslanin, gozlerinizi kapatin ve bu sabah evden cikarken evde biraktiklarinizdan birinin gercekten olecegini dusunun, dun aksaminizi nasil gecirirdiniz? Ayni iletisim mi olurdu? Onunla ayni konulari mi konusurdunuz? Ayni konular, tartisma ya da gerginlik konusu yaratir miydi ? Yoksa onemsiz hale mi gelirdi? Bu sabah evden cikarken, bu son gorusunuzde ona ne derdiniz? Onun boynuna sarilmakta tereddut eder miydiniz? Cok siki sarilmaya mi, aynaya mi vakit ayirirdiniz? Ona, yureginizin taa derininden gelen bir "seni gercekten cok seviyorum" demeye ne gerek var diye dusunur muydunuz? Onun olecek olmasi sizin ona duydugunuz sevgiyi yogunlastirmaz miydi? Burada bazi katilimcilar agliyordur. Belli ki dun aksam yaptiklarindan bir kisminin ne kadar anlamsiz oldugunu simdi fark etmislerdir.
Dogan Cuceloglu: Simdi gozlerinizi acabilirsiniz, acaba kac tartismamizi bu kadar gereksiz bicimlerde yapiyoruz, Kaci gercekten yasamda karsimizdakinin varligindan daha onemli, hangilerinde "simdi kalbini kirdim, ama zaman icinde ben ondan ozur dilemesini bilirim?" diye kendi kabugumuza cekilip tartismalari donduruyoruz. Yarattigimiz kirginliklari tamir etme olanagimiz gercekten var mi? Buna zamanimiz gercekten kaldi mi?
"Ister cesmelerden dokul, Ister goklerden yag, Ister nehirler dolusu AK, Dibi olmayan bir kovayi dolduramazsin. "

04 Mayıs 2007 Cuma

SEVGİYE SAHİP OLMAK

Sevgiye sahip olmakSwami Vivekananda(Ceviri: Lale Kulahli)Bir keresinde bana cok yakin bir arkadasim olmustuBir yuzme havuzunun kenarinda otururken avuclarindan birisini birazsu ile doldurdu ve bana uzatip sunu soyledi:"Elimde tuttugum bu suyu goruyor musun? Bu "sevgi"yi sembolize ediyor.Ben bunu soyle goruyorum: Elini ozenle acik tutar ve suyun(yani sevginin)orada kalmasina izin verirsen, her zaman orada kalacak. Ancak,parmaklarini kapamaya kalkar ve sahip olmaya calisirsan buldugu ilkaraliktan akacak.Insanlarin sevgi ile karsilastiklarinda yaptiklari en buyuk hata bu. Bunasahip olmaya calisirlar, talep ederler, beklerler ve aynen elinizikapadiginizda elinizden dokulen su gibi sevgi, ask da sizden kacar. Cunkusevgi ozgur olmalidir, onun dogasini degistiremezsiniz. Eger sevdiginizinsanlar varsa, onlarin ozgurbirer varlik olmalarina izin verin.Verin ama beklentiye girmeyin.Tavsiyede bulunun ama emretmeyin.Verir misin deyin ama hic bir zaman talep etmeyin.Kulaga kolay gelebilir ama bu, gercekten anlayabilmek icin bir omuristeyebilecek bir derstir. Bu, gercek sevginin sirridir. Gerceten ogrenmekicin sevdiklerinizden ictenlikle birsey beklememeli ama onlara kosulsuzcaozen gostermelisiniz."Hayat aldigimiz nefes sayisi ile degil, nefesimizi kesen anlarla olculur.Yasayin!Swami Vivekananda(Ceviri: Lale Kulahli)Sevgiyle,Lale KulahliSifa CemberiEgt.&Dan.Merkezi

03 Mayıs 2007 Perşembe

Melek terapileri

Merve arkadaşımın yolladığı çok güzel bir meditasyon tarafımdan denenmiş ve başarılı olunmuştur. ihtiyacı olanlara ki hepimizin olmakta kullanmanız dileğimle .

sevgi ile kalın

MuratKoruyucu melekleriniz ve melek aleminin diğer üyeleri sizden negatif ve korku dolu düşünmenin etkilerini dalıvermeye yardım etmekten mutlular. Her şeyden çok, meleklerin amacı bilinçliliğimizi Tanrı’nın sevgisinin kavrayışına getirmektir. Böylece, sevginin farkındalığını bloke eden herhangi bir şeyin kalıntısını temizleyip uzaklaştırmamıza yardım etmek onlar için büyük zevktir.Her zaman etrafınızda melekler var, nonstop ve garanti. Daha önce yapmış olduğunun, söylemiş olduğunuz ve ya düşünmüş olduğunuz herhangi bir şeye rağmen melekler sizi koşulsuz severler. Bunun istisnası yoktur ve siz bu paragrafı okurken, tam şimdi melekleriniz yanınızda.

Korkunun etkilerini temizlemekte, melekler ile çalışmanın bazı güçlü yolları aşağıda veriliyor :

MELEK KOVALARI

Bu, yaşamın meydan okumaları ile ilgili üzüntü duyduğunuz herhangi bir zamanda kullanılacak mükemmel bir meditasyondur. Derin nefesler alıp vererek başlayın. Zihin gözünüzde, meleklerin önünüze büyük bir kova koyduğunu vizüalize edin. Melekler kovanın yanında duruyorlar ve sizin canınızı sıkan her şeyi kovanın içine koymanızı istiyorlar.Kendinizi, para, kariyer, yuvanız, veya sahip olduklarınız ile ilgili üzüntüleri kovaya koyarken görün ve hissedin. Sonra, bedeniniz veya sağlığınız ile ilgili endişelerinizi kovaya koyun. Sonra, herhangi birisi ile anlaşmazlıklarınızı kovaya koyun.Şimdi, herhangi bir ilişkide sahip olduğunuz incinme hislerini kovaya koyun. Sonra, suçluluk veya kendini – suçlamayı kovaya koyun. Hedefleriniz, amaçlarınız ile ilgili sahip olabileceğiniz korkuları da kovaya koyun. Başarısızlık veya başarı korkusunu kovaya koyun.Sonra, gelecek ile ilgili sahip olabileceğiniz korkuları kovaya koyun. Organize dinlerin üyelerine karşı sahip olabileceğiniz herhangi incinme hislerini veya öfkeyi kovaya koyun. Sonra, Tanrı’ya karşı hissedebileceğiniz direnci kovaya koyun. Eğer sizi sıkan başka bir şeyler varsa, onları da şimdi kovaya koyun. Geride hiçbir şey kalmasın. Hepsini şimdi kovaya doldurun. Bedeninizin ve ruhunuzun ne kadar hafiflediğine dikkat edin.Melekler size gülümserken, kovayı alıp uzaklaştırırken onları izleyin. Tüm üzüntülerinizi, tüm yaratıcılığınızın ve sonsuz zekanın İlahi kaynağına götürüyorlar.Burada, tüm zorluklarınız mükemmel şekilde çözülüyor. Her şey kazan – kazan şeklinde çözülüyor ve mükemmel çözümleri kolayca ve uyumlu bir şekilde alıyorsunuz. Bu yardım için Tanrı’ya ve meleklere teşekkür ediyoruz. Şimdi bunu hak ettiğimizi bilerek, onların yardımını kabul ediyoruz. Ayrıca, kendimizi iyileştirirken, dünyayı da iyileştirdiğimizi biliyoruz.