21 Haziran 2007 Perşembe

Derviş Kaşıkları...

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; "Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?" "Bakın göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş; "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine, "Şimdi..." demiş ermiş, "Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe." Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen, ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyrun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan. "İşte" demiş ermiş, "Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz şunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman..."

04 Haziran 2007 Pazartesi

OSHO YAYINLARINDAN ERKEK DERGİSİNDEN BİR ALINTI


SANA ONURUNU VEREN, SANA SEVGİ VEREN, SANA ÖZGÜRLÜK VEREN, SENDE BİR ESARET YARATMAYAN VE SENİNLE HERHANGİ BİR SÖZLEŞME YAPMAYAN VE SENDEN KENDİSİNİN GÖLGESİ OLMANI İSTEMEYEN, SENİN KENDİN OLMANI İSTEYEN BİR EFENDİYLE KARŞILAŞMAK ÇOK ENDERDİR. ÖYLE BİR ADAM BULDUĞUN AN YAŞAMININ EN MUHTEŞEM ANI GELMİŞTİR. BUNU KAÇIRMA. TAKLİTÇİLER ÇOK FAZLA SAYIDADIR FAKAT HAKİKİ EFENDİLER SON DERECE AZDIR.

SEVGİ İLE KALIN